Gözyaşının Dili Yok

Yazar: Tarih: 13 Nisan 2024

Gözyaşının dili yok
Ağlayışımı kim anlayacak
Harfleri toparlamada mahir değilim
Abecesi inkılaba uğramış gözlerimin
Uyandım, çapak ve yaş
Gece ağlamışım ve kör
Artık âmâyım ve ümmi
Her yaş bir faşizm doğuruyor
Herkes anlamadığı dile düşman
Herkes gözyaşlarıma…
İşaret dili evrenseldir
Ben de evrensel ağlamalıyım
Her mazluma eşit
Her parmağım bir işarete matuf olmalı

Devamı…

Annemin Merasından

Yazar: Tarih: 24 Mayıs 2023

çünkü annem kovmuş oldu bir kere merasından
çöle sürülmüş kelebek masalı doğdu 
kocakarı dehrinin ortasından
o çölde babasız döllenen filizdir özgürlük
kendiliğinden beni doğuran
hemen sonra tekrar bana gebe kalan
lakin, dev bir lav akıntısında
yeni kovulmuş bir kedi yavrusu kadar da çaresizim zamanda

Devamı…

Elmanın Gölgesinden

Yazar: Tarih: 11 Mayıs 2023

çünkü, annem kovmuş oldu bir kere elmanın gölgesinden
dağlara sürülmüş bir pervane masalı uçtu 
rüzgarın gövdesinden
özgürlük; doğurganlığı kendisinden
kucaklaması kocaman
beni doğurunca, yine bana gebe kalan

Devamı…

Ölü Çocuklar Üzerine

Yazar: Tarih: 22 Nisan 2024

Konforundan vazgeçemiyor insan.
Bir çocuğun annesinin ellerinde ölüşü
Bir kuşun düşüyor olmasından değerli sanki!
Özgürlük denilen gayeyi boğduran
somurtuşlar ve urlardan bir demokrasi.
Pamuk elleri ceplerinde, yarım bir Eba Bekr,
bir dua buyuruyor bizim sokaktan.
Kalabalıklar içinde gündem sayılan bir ihlasla.
Merhameti sağılan bir dünyanın konforunda,
çürümüş bir takım devlerin bakışları
ve dahi çığırtkandır artık bizim susmaklar!

Kaç miracı görür ömründe Cebrail?
Kaç Rim daha tebessümle karşılanır ukbada?
Ruhumun ruhu ve diğer yarım…
Olsaydın sen ey zişan başucumuzda…
Bilemeden henüz, üfürülüyor sura
Geçiyor geri dönmeksizin fani zaman
bin üçyüz doksan iki sancıyla
ve doyulmuyor Rasulüllah’a.

Geçiyorken gözlerinin önünden bir çocuğun
Batı Şeria’dan mukaddes Tuva’ya
Bir film şeridinden kalan
bir tütsü yahut bir endam kokusudur bu.
Tam da Eylülün ortasında.


Alıç ağaçlarından topluyorum geceyi
Iskalamak üzereyken zamanı
sakallarım ağarıveriyor.
Gün doğuyor, ben doğuyorum sırayla.
Mushaf’a saygıyı da annemden öğreniyorum.

Biliyorum kalmayacak;
kuşluktan serili seccadenin üzerinde,
kuzineden kalma sıcacık bir ekmek.
Çünkü ben,
İnanmazdım öleceğine çocukların
Böylesine masum ve böylesine ürkek.

Hurdahaş bir hüznün üzerine çakılı kalan
diri bir inançla yürüyorum,
bizim mahalleden geçerken zira.
Başlarında sarık, dillerinde Allah.
Soramadan edemiyorum;
Nerede,
Gözlerinden öpülesi
Namludan bir bakışla yürüyenler?

Zahirdi esasen ahvalimiz.
Fosforların ışığında kaybolduk Bi’ri Eris’te.
Görüyorum ve görünecek,
‘Nerede o eski günlerden’ rolex saatlere.

Sarkacın İki Ucu

Yazar: Tarih: 19 Mart 2024

Sarkacın öbür ucunda bir dünya
suyun üzerindeyken tanrının tahtı
insan henüz söz makamında bile değildi
insan bir makam bile değil

Kulağımda uğuldayıp duruyor zaman
henüz bir varlık bile değilken
yokluğu sahiplenildi
bilinince vazgeçildi uğultudan

Devamı…

Hira’yı Eve İndirdiğimiz O Yerde -2-

Yazar: Tarih: 27 Şubat 2024

yapamadım!
çünkü tüm ağaçların ayağı ağaca prangalıydı
ve güzel yaratmıştı çirkinliği
üstüne çırılçıplak giydirilmiş fakirlikle
özgürlük çirkindi
süt, liman ve beyaz olmayanlar, çarşafla kavgalıydı
fakirlik özgürdü
hayat, onun öz çocuğu değildi çünkü
gözleri hariç baştan aşağı kuruydu yerleri, gökler dalgalıydı
sütten kesik limanlarda
çarşafların içindeki rüzgarlar kasırgalıydı
saymadım yağmuru, bu dökülen kaçıncı damladır?
işittiğim kaçıncı seladır? yağmurla yağmuru artık Allah’ım!

Devamı…

Vaktin Yanılsamalı Yansımaları

Yazar: Tarih: 8 Şubat 2024

Yağmur yağıyor bu bir şiir olabilir
bembeyaz bir bakıştır şimdi gece
insan görüyorken de kaybolabilir
kaybolmak doluyor gökyüzü
körlük görmek kadar net bir bilmece

Devamı…

Hira’yı Eve İndirdiğimiz O Yerde

Yazar: Tarih: 2 Şubat 2024

şafağa doğru
baktım
kapalı gözlerim slogansız bir namaz kılıyor
elinden tuttum
yeni pantolonumla
götürüp tanımadığım bir kaldırıma oturttum
eladır, yağmurla onu Allah’ım!

Devamı…

Utanç Günlüğü 5

Yazar: Tarih: 1 Şubat 2024

Yaşamak meşrudur
acılar yılgınlıklar düşüşler kalkışlar
ölmek meşhurdur bu topraklarda
dilimde delirmemiş yoksunluklar
dirimde çıban
taraklanıp duruyor zaman
bu çukurlarla dolu bir yolculuk
ben düşüp kalkıp düşekalkıp yol alan

Sürüyle soluyup duruyorum meşru
bir kılçık gibi boğazımda takılı kalıyor akşam
güneş iğneliyor kayaçatlağı toprağımı
sızıp duruyorum döngünün şafağında
sızılıp duruyor sızı

Devamı…

Rahat, Ritüel ve Batı

Yazar: Tarih: 7 Ocak 2024

Yüreğime bir söz söyleyin ki şu kahrolası ateşim dinsin. Bana da birkaç hançer saplayın şu öfkem daha bir alevlensin. Kurşuna dizin kirli bedeni ruhun isyan alevleri insin. Ruhumun İsa’sını çarmıha gerin, Meryem’i başucunda inlesin.

Devamı…

İsrail’e Yaklaşmayın

Yazar: Tarih: 5 Ocak 2024

Bir sosyologun ifadesiyle başlayalım: “İsrail’le diplomatik ilişki, zinadır”


İşin fıkhi yahut akidevi boyutuna girmeyeceğim. Bu benim işim değil, haddime de değil. Ancak ilk okuduğumda beni heyecanlandıran bir söz olmuştu bu ifade. Zinayı salt beden algısından sıyırıyordu. Elle, gözle, uzuvlarla değil sadece; diplomasiyle, bürokrasiyle, iktisatla vs. Zinaya giden bir yol her zaman vardır anlamı çıkıyordu.

Devamı…

Gül ve Büyük Çocuk Kırmızısı

Yazar: Tarih: 29 Aralık 2023

Utanca benziyor gülün kırmızısı
usançla bağlanıyor güne gece
geçen uzunca bir yorgunluk seksen günlük
geçmeyen çığlık çığlığa insanlık ağrısı

Devamı…