Sabır Kahramanı Hz. Eyyüp

Yazar: Tarih: 20 Temmuz 2023

Yaratıcı tarafından insanoğluna gönderilen elçilerin her biri yaşadığı çağı aydınlatan ve sonraki toplumların hayatlarına ışık tutan farklı pencerelerdir. Adem (as)’dan rahmet elçisi Hz. Muhammed’e kadar gelmiş tüm elçilerin bahse konu edildikleri meseleler, insanoğlunun geçici dünya hayatında mülaki olacağı problemlerin çözümlerini ihtiva eden meselelerdir. Sözkonusu elçiler, kimi zaman bir ailenin, kimi zaman bir toplumun veya devletin makûs kaderini şekillendiren karizmatik liderler olmuşlardır. Kimileri bazen tek başına bir ümmet olmuş kimilerinin de bir gemi kadar inananı olmuştur. Asla insanlardan dünyevi bir kazanç ve beklenti içerisine girmeyen bu elçiler ecirlerini yalnızca yaratıcılarından ummuşlardır. Sağlıktan hastalığa, varlıktan yokluğa, genişlikten darlığa, çokluktan kimsesizliğe ve saygınlıktan itibarsızlığa kadar birçok imtihanı bir arada yaşayan ve bir sabır kahramanı olarak zorlu imtihanlardan geçen bu kutlu elçilerden biri de Hz Eyyüp’tür.

Devamı…

Cezaevi Notları (2)

Yazar: Tarih: 1 Kasım 2022

Çaycı, getir İlaç kokulu çaydan!

Dakika düşelim, senelik paydan!

Zindanda dakika farksızdır aydan.

Karıştır çayını, zaman erisin;

Köpük köpük, duman duman erisin.”

(Necip Fazıl Kısakürek, Zindandan Mehmet’e Mektup)

Cezaevinde mahkûm olarak yaşamak zorunda kalan kişi, kendisini sosyal ve psikolojik anlamda derinden sarsabilecek pek çok sorunla karşı karşıyadır. Bir mahkûm her şeyden önce sahip olduğu en önemli varlığı özgürlüğü elinden alınmıştır. Ait olduğu, içinde yetiştiği, sevincini ve hüznünü paylaştığı, maddi ve manevi desteğini aldığı aile ortamından ayrılmıştır. Ailesi, dostları, arkadaşları ve diğer sevdikleri ile kendisinin arasına artık aşılamaz duvarlar girmiştir. Aldığı cezanın süresine göre ya işini kaybetmiştir, ya da kaybetmekle karşı karşıyadır. Kurulu düzeni bozulmuştur onun. Eğer evli bir erkekse, bakmakla yükümlü olduğu, kendisinin sevgi ve ilgisine muhtaç olan eşi ve çocuklarına karşı görevlerini yerine getirememenin verdiği derin ıstırapla yaşamaktadır. Eşinin ve çocuklarının bakımsız, korumasız ve sahipsiz kalmasının kendisine verdiği acıyı sinesinde hissetmektedir. Suçlu birey, şayet evli ve çocuklu bir kadınsa, belki de yuvasının dağılması ve yavrularının perişan olması artık kaçınılmaz olmuştur.

Devamı…

Cezaevi Notları (1)

Yazar: Tarih: 19 Ağustos 2022

    Yirminci yüzyıla damgasını vurmuş, sosyolojinin önemli kuramlarından biri kuşkusuz sistem kuramıdır. Sistem kuramı, toplumu meydana getiren kurumların her birini ve bu kurumların yekdiğeriyle olan sağlıklı ilişkisini önemsemektedir. Söz konusu kurama göre toplum, adeta bir vücut sistemi gibi biri diğeriyle uyumlu azalardan oluşan bir yapıdadır. Hukukun siyasetle, ailenin dinle, siyasetin eğitimle ve sağlığın dinle olan ilişkisini önemseyen sistem kuramına göre, bu sağlıklı uyumun gerçekleşmesi sonucunda toplum, gelişme ve ilerleme kaydedecektir. Bununla birlikte sistemli toplumlar, daha mutlu ve müreffeh olabileceklerdir. 

Devamı…

Sosyoloji-Sağlık İlişkisi (3): Din ve Maneviyat Boyutu

Yazar: Tarih: 8 Ağustos 2022

Sosyoloji, toplumdaki kurumların birbiriyle olan ilişkisini inceleyen bir bilimdir. Sağlık kurumu da sosyolojinin ilgilendiği önemli toplumsal kurumlardan biridir. Sağlık kurumunun temel amacı, kişilerin bedensel, psikolojik ve ruhsal rahatsızlıklarını tedavi etmek, tedavisi mümkün olmayan rahatsızlıklarla baş edebilecek en etkin sağlık yöntemlerini geliştirmektir (Bahadır, 2018).  

Devamı…

Sosyoloji-Sağlık İlişkisi (2): Sosyo-Kültürel Boyut

Yazar: Tarih: 20 Temmuz 2022

Çok değil, bundan yaklaşık 20 yıl önce, sağlık ve hastalık denildiği zaman hastaneler, doktorlar, hemşireler, ilaçlar ve ilk yardım çantaları akla gelmekteydi. Ancak günümüzde artık beslenme şekilleri, spor alanları, alternatif tıp, sağlık kulüpleri ve sağlık kontrolleri gibi çok daha geniş bir alan akla gelmektedir. Bundan dolayı, sağlığın kültürün bir parçası haline geldiği, batı toplumları tarafından anlaşılmıştır. Sosyoloji ve sağlık farklılaşmasında, hastalık ve rahatsızlık kavramlarının içerdiği anlamlar dikkat çekici derecede önemlidir. Sosyoloji, daha çok hastalığın nedenleri ve toplumsal bir rol olarak hastalıkların özelliklerine odaklanmaktadır (Kasapoğlu, 1999: 4). Hastalık, vücutta çeşitli fiziksel belirtilerle ortaya çıkan patolojik değişiklikleri ifade ederken, rahatsızlık ise, bireyin bu belirtilere tepkisi ve anlamlandırması olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla hastalık, daha çok tıpçıların bir meselesiyken, rahatsızlık ise doğal olarak, daha çok sosyologların alanına girmektedir. 

Devamı…

Sosyoloji- Sağlık İlişkisi (1): Biyopsikososyal Model

Yazar: Tarih: 12 Temmuz 2022

Sosyoloji, İnsanlar arası ilişkileri ve bu ilişkilerden doğan toplumu bilinçli, amaçlı ve sistemli bir şekilde inceleyen bir bilimdir. Bir diğer açıdan sosyoloji, toplumsal olayların sadece görünen ve işleyen yönüyle ilgilenen bir bilim değildir. Bu bilim aynı zamanda olayların görünmeyen yönlerini, tarihsel arka planlarını da açıklamaya çalışmaktadır. Sağlığın tanımına baktığımızda ise vücutta sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değildir. Sağlık, vücudun biyolojik, sosyal, ruhsal ve tinsel anlamda tam bir iyilik içinde olmasını ortaya koyan bir durumu ifade etmektedir. İki alanın tanımlarına baktığımızda, dikkat çekici bir ortak durum görülmektedir. O da olayların tek bir nedene bağlanmaması durumudur. Günümüzde gittikçe karmaşık hale gelen toplumsal yapının, sağlık ve hastalık alanında da kendini gösterdiğine şahit olmaktayız.    

Devamı…

Anneyi Düşlerken

Yazar: Tarih: 11 Haziran 2022

Sen hiç avazın çıktığı kadar sessizce anne diye bağırdın mı? Anne nefestir, Allah kimseyi nefessiz bırakmasın.

Şefkatin, merhametin ve sevginin abidesi, fedakârlık şırıngası, kutsal bir varlık olan sen, Annem, selam üzerine olsun. Nedense babaya daha çok akıl, sana da daha çok duygu verilmişti. Zira senin duyguya babadan daha fazla ihtiyacın vardı. Menfaatini, rahatını, kar-zarar hesaplarını yapmak üzere alacağın fazlaca akıl pek işine gelmezdi. Zira senin menfaatini düşünmek gibi bir tasan da yoktu. Evlatların uğruna rahatını terk etmeliydin. Yeri gelir aç kalır fakat yavrularını doyururdun. Bunun için sana duygu lazımdı. Yavruların senin sevgi deryanda yüzmeliydiler. Kanınla, sütünle onları beslemeliydin. Dokuz ay boyunca zahmet üstüne zahmet çekerek onları yüklenmeli, iki yıl boyunca kucağında ak sütünle doyurmalı, bütün istirahatinden feragat edip onları büyütmeliydin. Ölünceye kadar da onların rahatı için diken üstüne yatarcasına sağa sola kıvranır ve onlara gözün çevrili hasret ilintileriyle can verirdin. Evet, anne, senin sergüzeşti hayatın işte budur.

Devamı…

Hediyeleşme Kültürü

Yazar: Tarih: 27 Nisan 2021

“… Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. Deki: İhtiyaçtan arta kalanı…” (Bakara: 219).

Arapça bir kelime olan (هديّة) hediye, sevgi veya saygı ifadesi olarak karşılıksız, gönülden verilen mal ve hizmetin adıdır. Başka bir tanıma göre hediye, yola çıkmadan kesilen kurban, uğurluk veya yol armağanı olarak tanımlanır. Kültür ise, bugünden yarına oluşan bir olgu olmanın çok ötesinde binlerce yıllık birikimi yanında taşıyan, toplumların yaşadığı büyük sarsıntılara rağmen kendi mecrasında akmaya devam eden bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda insan olarak yapılan toplumsal pratiklerin pek çoğu tarihi tecrübelerin tezahürleridir. Hediyeleşme kültürünü de bu çerçeveden değerlendirdiğimizde insanlığın ilk atasından bugüne süregelen ve derin bir deneyimi bünyesinde barındıran toplumsal bir ilişki biçimi olduğu görülmektedir.

Devamı…

Evliliğe Adım Atarken

Yazar: Tarih: 27 Şubat 2020

  

Çok hassas bir konu olan evlilik, hem toplumsal bir değer hem de bireysel bir tercihtir. Evliliğin yaşına/olgunluğuna erişmiş kız-erkek her inanmış birey için Yusuf-i iffet gömleğinin muhafazası büyük bir sorumluluktur. Kıssaların bence en güzeli olan “Yusuf Kıssası” bu husustaki sorumluluğunun ehemmiyetini Rabbani bir dil ile aktarmaktadır. Evlilik yolu, iffet gömleğinin kirlenmemesi için doğal ve meşru yoldur.

Devamı…